Eğitim sistemleri arasındaki karşılaştırma genellikle akademik başarı üzerinden yapılır. Ancak öğrencinin "akademik başarısı yüksek" olmasıyla "mutlu" olması her zaman örtüşmüyor. PISA çalışmalarının yıllar içinde topladığı veri seti; akademik puan ile yaşam memnuniyeti arasındaki ilişkinin karmaşık olduğunu gösteriyor. Üç ülke örneği bu karmaşıklığı açıkça gözler önüne seriyor.
Finlandiya: Dengeleyen Ülke
Finlandiya PISA'da yıllarca zirvede yer aldı. 2022 PISA'sında okuma ve fende ilk 10'da; matematikte ise küçük bir gerileme yaşadı. Ancak Finlandiya'yı diğerlerinden ayıran şey; akademik başarı ile öğrenci yaşam memnuniyetini eş zamanlı yüksek tutabilmesi.
Finlandiya modelinin temel özellikleri:
- Öğretmenlik yüksek statü; öğretmen olmak için yüksek lisans şart.
- Sınavlar minimal; çocuk 16 yaşına kadar büyük merkezi sınavla karşılaşmıyor.
- Ev ödevi az; çocuklar günde 30-60 dakika ödev yapıyor.
- Doğa ve oyun önemli; teneffüsler yarı tarafta bahçeye çıkmak zorunlu.
- Eğitim ücretsiz; üniversite dahil her seviyede.
Sonuç: Akademik başarı yüksek; öğrenci stres seviyesi düşük; yaşam memnuniyeti yüksek.
Japonya: Zirvede Ama Yorgun
Japonya PISA 2022'de matematikte 1. sırada. Bilim ve okuma da dahil olmak üzere zirvede. Ancak öğrenci memnuniyeti tablosu çok farklı. PISA'nın öğrenci refahı raporlarına göre Japon öğrenciler dünyada en stresli olanlar arasında. "Sınava hazırlık baskısı", "akran rekabeti", "okul dışı kurs (juku) yoğunluğu" Japon eğitim sisteminin ödediği bedeller.
Japonya'da öğrencilerin ortalama uyku süresi 5,5 saat; OECD ortalamasının altında. "Hikikomori" (sosyal izolasyon) ve genç intihar oranları diğer gelişmiş ülkelerin üzerinde. Akademik zirvenin bedeli ağır.
Singapur: Disiplinin Sonu
Singapur da Japonya benzeri bir tablo çiziyor. PISA'da matematik, bilim ve okumada dünyada ilk 5'te. Çocuklar 4-5 yaşında kurslara başlıyor; lise dönemine kadar yoğun rekabet. Ancak öğrenci yaşam memnuniyeti orta düzey.
Singapur'un avantajı şu: gelir eşitsizliği düşük; öğrenciler her sosyo-ekonomik kademeden okul kalitesine erişebiliyor. Ancak akademik baskı yüksek; ruh sağlığı sorunları öğrenciler arasında giderek tartışılıyor.
Türkiye'nin Verisi Ne Diyor?
Türkiye PISA 2022'de matematik 453, okuma 456, fen 476 puanla OECD ortalamasının altında. Ancak son 10 yılın trendi pozitif; OECD Genel Sekreteri Türkiye'yi "doğru yönde eğilim gösteren az sayıda ülke" olarak tanımladı.
Öğrenci refahı verisi ise daha gri. Türkiye'de her 10 öğrenciden 3'ü okulda yalnız hissettiğini, dışlanmış gibi hissettiğini bildiriyor. Daha eski 2015 verisinde Türkiye yaşam memnuniyeti sıralamasında 28 OECD ülkesi içinde son sırada yer almıştı; 10 üzerinden 6.12 puanla.
Bir Çıkış Yolu Var mı?
Finlandiya modelinden çıkartılabilecek dersler net. Birincisi "daha az sınav, daha çok deneyim". Çocukların yıllar boyunca büyük sınavlara hazırlanmasının psikolojik bedeli ağır. İkincisi "öğretmenin statüsü". Saygın, donanımlı, korunan bir öğretmen kadrosu eğitim kalitesinin omurgası. Üçüncüsü "oyun ve doğa". Çocuğun günlük yaşamında fiziksel aktivite ve doğa unsuru olması; akademik başarıyı paradoksal şekilde artırıyor.
Japonya ve Singapur ise farklı bir uyarı veriyor: akademik zirve tek başına amaç değil. Eğer çocuk mutlu değilse; akademik puanların orta vadeli getirisi azalıyor.
Türkiye İçin Yansıma
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin son yıllarda hayata geçirdiği bazı reformlar bu denge arayışına yansıyor. Beceri çerçevesi, sosyal-duygusal öğrenme vurgusu, Esenlik Projesi gibi adımlar Finlandiya modelinin ruhuna yakın yaklaşımlar.
Mutluluk ile akademik başarı arasındaki dengeyi yakalamak; küresel olarak henüz çoğu ülkenin başaramadığı bir hedef. Türkiye eğitim sistemi için belki de bu denge bir sonraki on yılın temel hedefi olmalı.
Kaynak: OECD PISA 2022 raporları, Eğitim Reformu Girişimi (ERG) "Bir Bakışta PISA 2022" yayını.